bugün 1930 başlık
4

Yazın bir tatilin hiçbir zaman yetmemesi

Bu yaz gezilecek çok yer, yapılacak çok şey var ama hepsi bir tatile sığmaz!

Yazı Mayıs’tan Ekim’e kadar dolu dolu yaşamak için, 30 Nisan’a kadar biletini flypgs.com’dan al, yurt içinde 49,99 TL’den, yurt dışına 49,99 Euro’dan başlayan fiyatlarla bütün yazı tek bir tatile sığdırma!


  1. hastası olunan sözler

    herkesi bulacağım diyen, kendini kaybeder. kendimi kaybedeceğim diyeni herkes bulur. okus pokus !

atatürk ün cb iken chp ye destek vermesi
rte'yi aklamak için atatürk'e çamur atma söylemidir. be müslüman atatürk cumhurbaşkanıyken chp'ye muhalefet olsun diye parti kurdurmuş bir lider. ayrıca atatürk zamanında başka parti tutunabildi mi ki atatürk chp'yi destekledi gibi saçma bir fikir yürütüyorsun? adam saltanatı devirmiş, padişahın tek sözünden çıkmamaya alışmış millete söz hakkı vermiş, meclis kurmuş, demokrasiyi anlatmaya/uygulatmaya çalışmış. demokrasiden bihaber halka buyrunuz haklarınız demiş; bir insana böyle basit çamurlar atmayın. 1930'lu yıllarla, 2015 yılını böyle fütursuzca karşılaştırmayın.
kaldı ki dönemin anayasasında cumhurbaşkanının tarafsızlığı diye bir şey de yok, işkembe-i kübradan sallamayınız.
nasıl deist oldum
Sözlükteki çoğu yazarın okumayacağını bilsem de bu gün bunu anlatma hissiyatı duydum. Belki de nasıl deist olduğumu değil, hayatımı anlatıyorumdur.

Öncelikle din hakkında bi bilgim olmadığı düşünülmesin. Yaşadığım, yetiştiğim toplum dolayısıyla yaz aylarında kur'an kurslarına gittim ve anlamadığım bir dilde de olsa kitabı hatmettim. Daha sonraları uzun bir süre(çocukluk - ergenlik) hayatımda hiç bir değişiklik olmadan ezik bir şekilde yaşadım. Daha sonraları ergenliğin üzerinden yavaşça uzaklaşmasıyla lise döneminin sonlarında siyasi konulara ağırlık vermeye başladım. Tam da bu dönemde akp hükümeti ülkenin anasını sikmekteydi. Gel zaman git zaman hayattaki tüm görüşlerin dinlemeye değer olduğunu düşünmeye başladım ve o dönemlerde sosyal ağlar üzerinden ateist - deist - agnostik sayfaları takip etmeye başladım. Bu zaman zarfında bu görüşlerin kimine göre mantıklı, kimine göre mantıksız bir çok noktasını araştırmaya başladım.

Daha sonraları üniversite maratonum başladı ve zaman geçtikçe hayata bakış açım değişmeye başladı. Henüz müslümandım ve kur'an, incil, tevrat gibi kitapları türkçe olarak okumaya başladım. Bi şeylerin ters gittiğini anlamaya başladığım dönem tam olarak bu dönemdi. Sosyal medya üzerinden takip ettiğim sayfaların membasına inmeye başladım ve bu sosyal ağlarda paylaşılanlardan çok daha fazlasının olduğunu anladım. Okuldan vakit buldukça ödevleri bile bi kenara bırakıp bu makaleleri okuyordum. Bu bilgilenme safhasında evren, insanlık ve din tarihi, evrim gibi konularda oldukça fazla bilgiye ulaştım. Yavaş yavaş kafamdaki bazı şeyler değişmeye, yeni şekiller almaya başlıyordu.

Tüm bunlar olurken etrafımda, dünyada, internette ve özellikle sözlük ağlarında dinler üzerinde kendimce gözlemler yapmaya başladım. Aslında çoğu ortamda her şey eskisi gibi sıradan gitmeye devam ediyordu. Gel gelelim sözlük alemine, özellikle de burda yani uludağ sözlük'te çok net bir şekilde sağ ve sol görüşlerin ayrıldığını gördüm. Aslında bu, tam olarak mevcut hükümetin ilk baştan beri yapmaya çalıştığı şeydi. Milleti kutuplaştırmak, kendileri gibi olanları müslüman, diğer görüşleri ise allahsız ilan etmek. Ben uzun bir süre bu kesimin dinsiz ilan ettiği chp'ye destek vermiş ve ne hikmetse halen namazlarını kılan bir insandım.

Ancak sözlükte geçirmeye başladığım vakit arttıkça sağcı(akp)ların girdiği entryleri çok yakından takip etmeye başladım. Sürekli toplumda kendince ve zor şartlarda yaşayan kadınlara hakaretler ediliyor, küçümseniyor, hor görülüyordu. Ama tüm bunlar benim çevrem ve ailemden öğrendiklerimle çelişiyordu. Benim öğrendiğim şey kadınların toplumun bir parçası olduğu ve her ne koşulda olunursa olunsun kadın-erkek eşitliğiydi. Sürekli sol framede sağcı kesimin açtığı tayt giyen kızlar, dar pantolun giyen kızlar, etek giyen kızlar, bikini giyen kadınlar, bu kadınların amaçları ve kocalarının buna nasıl göz yumduğuydu. Burda bir şeylere anlam veremiyordum. Nasıl olurda körü körüne her koşulda savundukları kutsal kitap onlara kadınları saygı duymasını söylerken ve peygamberleri kadınlara nazik davranırken günümüz dincileri sürekli kadınları hor görüyordu. Nasıl oluyordu da sürekli belirli coğrafyalarda din adına insanlar kurban ediliyor, kafaları kesiliyordu, nasıl oluyor da akp'ye oy vermeyen herkes dinsiz olabiliyordu. Sürekli tekrar ettiğim gibi benim ahlakım, toplumum bunları kimseye reva görmezken dinciler bunları yapabliyordu. Seçimimde en önemli etken belki de buydu.

Bu kadar olaydan sonra kafamda bazı şeyler dolaşıyordu. Bir tanrının olmaması fikri hiç kafama yatmıyordu. Ama toplumlara hükmeden dinlerin halleri de ortadaydı. Bu koşullar altında ateizm benim için uzak bir yerde duruyordu. Tüm bu bilgilenme, aydınlanma, okuma, araştırma evrelerinden ve belki de toplum ve özellikle sözlük ortamındaki dincilerin hayat felsefelerini göz önüne aldığımda......

Evet.. Artık bir deist'dim.
stajyer öğrenciyi çalıştırıp kendisi kaytaran kişi
genel müdür, yardımcısına sormuş;

- 30 yıllık evliyim. artık karımla sex yapmak benim için iş midir yoksa zevk midir?

müdür yardımcısı kem küm edince genel müdür;

- sana tam 60 dakika. bu süre içinde tatmin edici bir cevap bekliyorum.

panikleyen genel müdür yardımcısı insan kaynakları müdürünü çağırır ve ona sorar;

+ bizim moruğun karısıyla cinsel ilişkiye girmesi iş mi zevk mi?
soruya şaşıran insan kaynakları müdürü afallar ve cevabı bilmediğini söyler.
genel müdür yardımcısı sinirlenerek;

+ sana 30 dakika. net bir cevap bekliyorum.

bu durum karşısındane yapacağını şaşıran insan kaynakları müdürünün aklına departmanda oradan oraya koşturan stajyer kıza danışmak gelir.

+ sence bizim genel müdürün karısıyla fanfini finfon yapması iş mi zevk mi?

stajyer kız kendinden emin bir şekilde;

/ zevktir.

cevabını yapıştırır.

insan kaynakları müdürü bunun gerekçesini sorunca stajyer şöyle bir yanıt verir;

/ efendim. eğer iş olsaydı onu da mutlaka bana yaptırırdınız da ondan!
gaz odaları gibi ikna odaları
Akp nin baş örtüsü temalı seçim reklamında oyuncunun kurduğu cümle. Ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktur. eğer açıklayamazlarsa saygı değer akp li ler bu söylemi, akp nin yine yalan dolan partisi olduğu ortaya çıkacaktır.

gaz odası gibi ikna odası ne lan ? sen gaz odasının ne halt olduğunu biliyor musun ?

https://www.youtube.com/watch?v=3d8p0ZP66Zc +
sürekli sevgilisini düşünen tip
sinir bozucu tiplerdir. her yapılan aktivitede, her alınan şeyde hemen sevgilisini de düşünür.

şöyle ki, eren diye bi arkadaşım var üniversiteden 10 senedir adam edemedik çocuğu hala aynı amk.

-abi çorbacıya gidelim mi yav canım çekti, kelle paça falan
+olm tuğçenin de gelebiliceği bi yer olsun, evde aç mı oturucak
-tamam eren salata yiyelim amk.

-hacı ruffles mı pringles mı
+kanka tuğçe cips sevmez am
-ben anasına alıyorum alıyorum eren onun tercihini sordum

-abi maç izlemeye gidiyorum ayarla gel sen de,
+ kanka tuğçe gs li değilki sıkılır orda
-beraber kuaföre gidin eren, gelme amk

-olm nie çıktın kankalar grubundan, kime bozuldun yav
+abi bozulmadım da, çok karı kız muhabbeti döndü tuğçe görse rahatsız olur
- eren iyice ılıklaştın lan sen, tuğçenin arkdaş grubuna gir amk

-eren halı sahayı unutma
+abi tuğçenin....
-eren seni sikerim, zarar veririm sana
+tamam kanka 7 de dimi?
-adam ol
büyük marmara depremi
uzmanlar büyük marmara depreminin adalar bölgesinde bulunan fay hattından tetikleneceğini söylemekteler. ortalama olarak 240-260 yıl aralığında marmara'da deprem olduğu belgelere dayalı. olasılık hesaplarına göre 10 yıl içinde büyük marmara depreminin olacağını söylemekteler. bu deprem sonrasında yaklaşık 1,5 - 2 milyon insanın hayatını kaybetmesi bekleniyor. buna rağmen hiç bir önlemin alınmaması çok şaşırtıcı. bu milyonların içinde bizlerin de olma ihtimali ne yazık ki çok yüksek..
şehirde boş arsayı bulan hiç bir denetleme olmaksızın evi dikiyor. üstüne üstlük 2,3 katı fiyatına daireleri satmaktalar. insanlar resmen kaderine mahkum, ölüme terk ediliyor. bu kadar sorumsuz bir ülkede yaşıyoruz işte.. insanlar ne yapsın, başlarını koyacak 4 duvar olsun, içi güzel olsun yeter deyip ev sahibi olma peşinde. çevremde ev sahibi olmak isteyen kişilerin hiç bir zaman evin sağlamlık durumunu, bölgesini detaylı araştırdığına rastlamadım. sizler de eminim ki pek rastlamamışsınızdır.
umarım uzmanlar yanılıyordur da bu afeti yaşamayız.
allah tüm sevdiklerimizi korusun.
akp nin başörtü reklamı
hedef kitlesi, halihazırda kendisine oy verenler olan reklamdır. doğru veya yanlış bir strateji demiyorum ama bu durum, akpnin bu seçimlerde en önemli hedefinin oylarını muhafaza etmesi olduğunu gösterir. bir tarafta işsizlik, yoksulluk, hukuksuzluk gibi güncel sorunlar üzerinden iktidarın üzerine yürünürken; diğer taraf 1940ların türkiyesinden, 90lardan dem vuruyor. bir taraf geniş vaatlerle halkın karşısına çıkarken, diğer taraf ise "nerede kaynaaağğk" demekten öteye geçemiyor. henüz erken ama şu ana kadar muhalefetin, özellikle chp'nin seçim kampanyaları ve icraatları akpyi saf dışı bırakıyor.

başörtü meselesi hakkında konuşmaya bile gerek yok aslında. bu mudur yani? akp bütün seçimler boyunca 20 yıl öncesinin türkiyesinden kesitler sunup sonra da "ahan bak, bu yüzden bize oy verin" mi diyecek? bir de ağızlarına sakız ettikleri "yeni türkiye" söylemi var ki evlere şenlik. felsefesi üç asır geride kalmış, söylemleri 90ların refah partisinin söylemlerine benzeyen bir parti "yeni türkiye"den bahsediyor. hahahahassittir diyorum.

başörtüsü yüzünden okuyamayan öğrencilerin sayısını bir tarafa alsak, diğer tarafa da "muhafazakar" ailesi yüzünden okula gönderilmeyen kızları alsak hangisi ağır basar acaba? efendim? duyamadım?

peki ikincisi, çok daha büyük bir problemken, her sene yüz binlerce kız çocuğu bırakın üniversiteyi, ilkokula bile gönderilmezken; akp neden 13 yıllık saltanatı boyunca bu konuya değinmedi de başörtüsü meselesini ısıtıp ısıtıp getirdi gündeme? tamam, onu çözdünüz işte. allah razı olsun. peki ya diğer sorunlar? amacımız bizim başörtülü kızlarımızın da okuyabilmeleri değil miydi? ailenize, akrabalarınıza bir bakın bakalım; kaç tanesi başörtülü olduğu için üniversitenin kapısından alınmamış? kaç tane baş örtülü kadın, ailevi sebeplerle okula gönderilmemiş?

vallaa benim çevremde başörtüsü yüzünden üniversitede sıkıntı çeken bir tane tanıdığım vardı. komşumuzun kızıydı. o da zaten peruk takarak üniversiteyi bitirmiş, sonra da öğretmen olmuştu. ailesi tarafından okula gönderilmeyen, ya da okuldan alınan o kadar çok tanıdığım var ki... başta annem var bir kere. akrabalarımın, çevremizdekilerin içerisinden ilk aklıma gelen 15-20 kadın bu sebeple okuyamamış. bu sadece benim kesin olarak bildiklerim. peki madem akp başörtülü bacılarımızın eğitimine bu kadar değer veriyor, söyleyin bakalım bu durumu değiştirmek için ne yapmışlar bugüne kadar?

her tarafınızdan samimiyetsizlik akıyor. sanki bilmiyoruz kendi kızlarınız için o dönemde avrupada üniversiteler kurduğunuzu, çocuklarınızı bok gibi paralar dökerek yurt dışında okuttuğunuzu.
http://www.hurriyet.com.t.../ArsivNews.aspx?id=180824

olan gariban çocuklara oldu. onların da durumunda bugün bile değişiklik yok. şimdi sayenizde üniversite bitiren başörtülü kızlarımız, bimde, a101de kasiyerlik yapıyor. velkam tu niv törkiy.
votkanın ne olduğunu kavrayamamış yurdum ayyaşı
vodka'yi votka yazip adinin dogrusunu bile yazmaktan aciz kisinin votka uzmani kesilmesini saglayan basligin tespitidir.

basliga tanim: hakli tespittir.
türk iş in yaptığı açlık ve yoksulluk açıklaması
kimi şerefsizin "efendim sendika oligarkları var" diye beğenmediği açıklamadır.

bir kere "sendika oligarkları" olması ile söz konusu açıklamanın ne alakası var? güvenilirliğini anlamak için insanın hesap yapmayı bilmesi yeterlidir. lan 950 tl asgari ücret ile dört kişilik aile doyar mı?

ikincisi, memlekette "sendika oligarkları" varsa -ki var- akp sendika oligarklarının oluşmasını sağlayan şartları ortadan kaldırmak için ne yapmıştır? sakın sendika oligarkları işlerine yarıyor olmasın?

üçüncüsü, iş hayatıyla ilgili gram bilgisi olan herkes sendikalı emekçiler ile sendikasız emekçilerin çalışma koşulları arasındaki farkı bilir. en kötü sendika bile sendikasız olmaktan iyidir.
alevi olmak
islam coğrafyasına şems-i tebrizi'leri pir sultan abdal'ları hediye etmelerine rağmen düşkün,
kızıl oğuzlardan gelen türkler olmalarına rağmen azınlık,
yeniçeri ocağına öncülük etmelerine rağmen hain,
kurtuluş savaşına, on binlerce kişilik aşireti koçgiri ile destek vermelerine rağmen düzen bozan,
hz muhammed soyu ehlibeyt'i kılavuz almalarına rağmen dinsiz ilan edilmektir alevi olmak.

bu ülkede kürtler, süryaniler, rumlar, arnavutlar, ermeniler hiç ağlamasın boşuna.siz haksızlığa uğramak nedir daha bilmiyorsunuz!